İran-Suudi rekabeti MEZHEP TEMELLi Mi?

Ortadoğu’nun sürüklendiği kaos ortamını kendi nüfuzunu artırmak için bir fırsat olarak değerlendirmek isteyen İran “Hizbullah modeli” silahlı güçler oluşturulmasına destek vermiş Kasım Süleymani gibi figürleri cepheye sürmekten geri durmamıştır. Bu tavır, Suudi Arabistan’ın güvenlik kaygılarını artırmış ve aynı sertlikte cevap vermesine yol açmıştır.

  • Prof. Dr. Kemal İnat / Sakarya Üni. Öğ. Üy.

Suudi Arabistan tarafından Ayetullah Nimr’in idam edilmesiyle birlikte Tahran ile Riyad arasında tırmanan gerginliğin, zaten tarihinin en kanlı dönemlerinden birini yaşayan Ortadoğu’daki çatışma ve savaşların büyümesine yol açacağından endişe ediliyor. İki ülkenin ekonomik ve askeri açıdan bölgenin en güçlü devletleri arasında yer almaları, aralarındaki rekabetin çok uzun zamandır sürüyor olması ve son dönemde her ikisinin de artan bir şekilde güç politikasına yönelmeleri bu endişeleri besleyen faktörler olarak öne çıkıyor. Bu yazıda, Tahran ile Riyad arasındaki rekabetin nedenleri, bu rekabetin son dönemde neden daha büyük bir gerginliğe dönüştüğü ve eğer diplomasi yöntemiyle bu gerginlik çözülemezse bunun bölgesel yansımaların ne olacağı ele alınacaktır.

Önce iki ülke arasında neden sürekli bir rekabet ve gerginlik olduğuna cevap arayalım. Her şeyden önce bu rekabetin temel sebebinin Basra Körfezi’nin karşılıklı iki yakasındaki İran ve Suudi Arabistan’ın, gerek petrol ve doğalgaz rezervleri açısından çok zengin olan Körfez bölgesinde gerekse bütün Ortadoğu’da üstünlük kurma mücadelesine dayandığının altını çizmek gerekir. Bu yönüyle iki ülke arasındaki rekabet iki bölgesel güç arasında yaşanan üstünlük mücadelesi olarak adlandırılabilir. Bu mücadele sadece zengin enerji kaynaklarını kontrol etme çabasıyla sırlı kalmayıp, Lübnan, Irak, Yemen, Bahreyn ve Suriye’de mezhepsel ya da etnik açıdan kendisine yakın olan kesimleri iktidarda tutma konusunda izlenen politikaya kadar uzanmaktadır. Söz konusu bu ülkelerin bir türlü istikrara kavuşamamaların arkasında yatan sebeplerden biri de Tahran ile Riyad yönetimlerinin bu ülkelere yönelik müdahaleci politikalarıdır. Her iki ülkenin Ortadoğu’da izledikleri bu müdahaleci politikaları çoğu zaman “mezhepçi politika” olarak tanımlanmış ve eleştirilmiştir. Mezhepsel farklılıkların çatışmaya dönüşmesine zemin hazırlayan bu politikalar bütün Ortadoğu bölgesini daha da karanlık bir ortama sürükleyeceği endişeleri dile getirilmiş ve hatta Brzezinski gibi bazı Batılılar, mezhepsel çatışma girdabına sürüklenen Ortadoğu’nun Avrupa’nın yaşadığı “30 Yıl Savaşları”nın başlangıcında olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Mezhebin siyasallaştırılması

Bu noktada Suudi Arabistan ve İran’ın izledikleri politikanın gerçekten “mezhepçi” olup olmadığının incelenmesi konunun anlaşılması açısından yerinde olacaktır. Eğer mezhepçi politika ile kastedilen, bu ülkelerin kendi mezhepleri olan Şii ya da Vahhabi/Selefi kimliğe sahip olan başka ülkelerdeki halk gruplarına sahip çıkan ve onları korumayı amaç edinen politikalar ise Tahran ve Riyad’ın mezhepçi politika izlediğini ileri sürmek doğru olmayacaktır. Çünkü her iki ülkenin de çıkarlarıyla uyuşmadığı durumlarda başka ülkelerdeki Şii ya da Vahhabi/Selefi halklara destek olmadıkları görülmektedir.Fakat mezhepçi politika ile kastedilen, bu ülke yönetimlerinin, başka devletlerin sınırları içerisinde yaşayan kendileriyle aynı mezhepsel kimliği taşıyan halkların bu aidiyetlerini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaları ise gerek Suudi Arabistan ve gerekse İran mezhepçi politika izlemektedir.

Hatta bu ülkeler, başka ülkelerdeki kendileriyle mezhepsel yakınlığa sahip insanları kendi çıkarları doğrultusunda araç olarak kullanmakla kalmayıp, bu aracın etkinliğini artırmak için onların sayısını da artırmaya çalışmakta, yani şiileştirme ya da vahhabileştirme politikası da izlemektedirler. Ancak mezhepsel, etnik ya da sınıfsal aidiyetlerin dış politik çıkarlar doğrultusunda kullanılması ne yeni bir olgudur ne de İran ve Suudi Arabistan’a özgüdür. Gerek Ortadoğu bölgesindeki gerekse dünyanın başka yerlerindeki diğer birçok ülke bu tür aidiyetleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır. Ancak Tahran ve Riyad yönetimlerinin bu tür “mezhepsel aidiyetleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanan” politikalarda oldukça ileri gittikleri görülmektedir. Burada altı çizilmesi gereken bir başka nokta, bu tür mezhepçi politikaların aracı olarak kullanılan halk kesimlerinin genellikle bu “sahip çıkma süreçleri”nin kaybedenleri olarak karşımıza çıktıkları gerçeğidir. Lübnan, Suriye, Irak, Yemen ve Bahreyn halklarının yaşanan çatışmalarda asıl kaybeden taraf olmaları bu gerçeğin açık örnekleri olarak göze çarpmaktadır.

Çatışma yerine iş birliği

İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerginliğin bir başka nedeni, uluslararası ilişkiler biliminin sıkça kullandığı “güvenlik ikilemi” kavramıyla açıklanabilir. Girdikleri bölgesel üstünlük mücadelesinde birbirlerini sürekli olarak kendi varlığına tehdit olarak gören iki devlet, çatışma yerine işbirliği eksenli bir ilişki geliştirmeleri durumunda her iki tarafın da kazanacağına inanmamakta, karşı tarafın elde edeceği faydanın kendisi için mutlak zarar anlamına geleceği inancıyla sürekli olarak karşı taraftan daha güçlü olma çabası içerisinde olmaktadırlar. Bu çerçevede İran’ın Yemen, Lübnan ve Irak’ta izlemiş olduğu politikayı yayılmacı ve saldırgan olarak değerlendiren Riyad yönetimi, kendi ülkesindeki Şii azınlığın da Tahran tarafından kışkırtılacağı endişesiyle bir yandan içeride bu azınlığa karşı baskıcı politikalara yönelmekte, diğer yandan da silahlanma harcamalarını her geçen yıl artırmaktadır. 2014 yılındaki 80 milyar doların üzerine çıkan askeri harcamasıyla ABD, Çin ve Rusya’nın ardından dördüncü sırada yer alan Suudi Arabistan, neredeyse geri kalan Ortadoğu ülkelerinin toplamı kadar askeri harcama yapmıştır. Suudi yönetiminin bu şekilde silahlanması Tahran’da büyük bir endişeyle karşılanmış ve Riyad yönetimi Batı ile işbirliği yaparak İran’daki rejimi yıkmaya çalışmakla suçlanmıştır. Son dönemde ise İran, Suudi Arabistan’ı Sünni bir blok oluşturup İran ve Ortadoğu’daki diğer Şiileri tahakküm altına almaya çalışmakla itham edilmektedir. İki ülkenin birbirlerini büyük tehdit olarak görüp bu tehdidi bertaraf etmeye yönelik olarak silahlanma ve müttefik kazanma doğrultusunda attıkları adımlar karşılıklı tehdit algısını daha da artırmakta ve yukarıda değindiğimiz güvenlik ikilemi çerçevesinde bir kısır döngü oluşmaktadır. Tahran ile Riyad arasında oluşan güvenlik ikileminin kazananı ise kesinlikle iki ülke değil, silah şirketleri ve ittifak arayışıyla başvurdukları küresel güçler olmaktadır.

İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabetin çerçevesini bu şekilde çizdikten sonra, ikinci sorumuza, yani bu rekabetin son dönemde neden daha büyük bir gerginliğe dönüştüğü sorusuna cevap arayalım. Şii din adamı Ayetullah Nimr’in idam edilmesi iki ülke arasındaki gerginliğin artmasının asıl nedeni değil, son dönemde artan gerginliğin su yüzüne çıkmasıdır. Riyad tarafından, Lübnan’dan sonra, Irak’ta her geçen gün etkisini artırmakla, Suriye’de Esad yönetimini iktidarda tutmakla, Bahreyn’de Sünni iktidarı devirmeye çalışmakla suçlananİran’ın son olarak Yemen’deki Şii Husilere destek vererek bu ülkede Suudi Arabistan karşıtı bir yönetim inşa etmeye çalışması Suudi yönetimi açısından bardağı taşıran son damla olarak görüldü. Yemen konusunda beklenmedik şekilde müdahaleci bir politikaya yönelen Suudi Arabistan Sünni Arap devletlerden oluşturduğu bir koalisyonla Yemen’e askeri müdahalede bulunarak artık İran’a karşı daha sert bir politika izleyeceğinin sinyallerini vermiştir. Bunun iki temel nedeni vardır.

Tahran yayılmacı

İlk olarak, ABD’nin Ortadoğu bölgesindeki askeri varlığını azaltması sonrasında, Tahran’ın “yayılmacı” olarak gördüğü politikalarına karşı artık Washington yönetimine güvenemeyeceğini gören Riyad yönetimi İran’a karşı kendisinin sahaya inmesi gerektiğini düşünmeye başlamıştır. Obama yönetiminin, ülkesinin Ortadoğu’daki askeri varlığını azaltmakla kalmayıp, nükleer konuda İran ile anlaşmaya gitmesi ve bu ülkeyle ilişkilerini “normalleştirmeye” çalışması Suudi yönetimini iyice endişelendirmiştir. Çünkü Obama’dan farklı olarak Kral Selman, İran’ın halen daha rejimini ve mezhebini bölge ülkelerine ihraç etmeye çalıştığını ve askeri güç de kullanmak suretiyle bölgeyi istikrarsızlaştırdığını düşünmekteydi. Suudi Arabistan’ın İran’a karşı artık daha sert politika izlemesinin ikinci nedeni ise ekonomik ve askeri açıdan ulaştığı düzeyin artık İran karşısında daha sağlam durması için yeterli olduğunu düşünmesidir. İran nükleer sorun nedeniyle ekonomik ve askeri yaptırımlarla boğuşurken gücünü artıran Suudi Arabistan 750 milyar dolara ulaşan gayri safi yurtiçi hasılasıyla Türkiye’den sonra Ortadoğu’nun ikinci büyük ekonomik gücü konumundadır. Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olarak elde ettiği gelirlerin önemli bir kısmını silahlanma yolunda harcayan Riyad yönetimi ülkesini Ortadoğu’nun teknik açıdan en donanımlı devletlerinden biri yapmıştır. Ekonomik ve askeri açıdan elde ettiği bu gücü kullanmaktan çekinmeyen Suudi Arabistan, Suriye’de İran tarafından desteklenen Esad yönetimine karşı mücadele eden muhaliflerin en önemli destekçisi iken, Bahreyn’de Arap Devrimlerinin bir yansıması olarak çıkan isyanlar karşısında kendisine yakın olan el-Halife yönetimini iktidarda tutmak için BAE ile birlikte askeri müdahalede bulunmaktan çekinmemiş ve Yemen’de de Husilere karşı Hadi yönetimini askeri operasyonlarla desteklemeye devam etmektedir.

İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabetin son dönemde daha büyük gerginliğe dönüşmesi sadece Suudi Arabistan’ın politikalarından kaynaklanmamaktadır. Riyad’la karşılaştırıldığında geleneksel olarak daha müdahaleci politikalar izleyen Tahran yönetiminin de son dönemde bu müdahaleci politikalarını artırdığı görülmektedir. Arap Devrimleri süreciyle birlikte Ortadoğu’nun sürüklendiği kaos ortamını kendi nüfuzunu artırmak için bir fırsat olarak değerlendirmek isteyen İran, bir yandan Lübnan ve Suriye’deki nüfuzunu korumaya çalışırken, diğer yandan Irak, Yemen ve Bahreyn’de yeni nüfuz bölgeleri kazanmaya çalışmıştır. Bunu yaparken temel olarak “Hizbullah modeli”ni kullanan Tahran yönetimi bu ülkelerde Hizbullah benzeri silahlı güçler oluşturulmasına destek vermesinin yanında, Kasım Süleymani gibi figürleri cepheye sürmekten geri durmamıştır. İran’ın müdahaleci politikalarındaki bu artış, kuşatılmışlık duygusuna kapılan Suudi Arabistan’ın güvenlik kaygılarını artırmış ve aynı sertlikte cevap vermesine yol açmıştır.

İran ve Suudi Arabistan gibi, sadece Ortadoğu’nun değil İslam dünyasının en önemli devletleri arasında yer alan iki ülkenin son krizle birlikte, bugüne kadar temsilciler üzerinden yürüttükleri çatışmayı doğrudan yürütür hale gelmeye doğru yaklaşmaları bütün Ortadoğu için ciddi riskler barındırmaktadır. Tahran ile Riyad arasındaki gerginliğin artması iki ülke arasındaki sıcak çatışma riskini artırdığı gibi, başta Suriye ve Yemen sorunu olmak üzere bölge sorunlarının diplomatik yollarla çözülme şansını da azaltmaktadır. Çünkü her iki ülke de bölgedeki sorunların çoğunda destekledikleri aktörler üzerinden taraf konumundadır ve onların rızası olmadan çözümü mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle, Ortadoğu’da zaten zor olan barıştan söz edebilmek için İran ile Suudi Arabistan arasındaki krizin daha fazla büyümeden diplomatik yollarla çözülmesi çok önemlidir.

kinat@sakarya.edu.tr (Prof. Dr. Kemal İnat / Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi)

 

Haber Turu

Darbeci askerlere destek vermek için SMS’le dua göndermişler

Çorum Cumhuriyet Savcılığı soruşturması kapsamında gözaltına alınıp mahkemece tutuklanan 13 kişinin, darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz gecesi, savaş ve fetih zamanlarında galip gelmek amacıyla okunan ayet ve duaları cep telefonu mesajı ile bir çok kişiye gönderdikleri belirlendi. Savcılık talebi doğrultusunda İl Müftülüğü tarafından ku

Dört Yargıtay üyesi ile 9 hakim ve savcı tutuklandı

FETÖ'nün darbe girişimi soruşturması kapsamında gözaltına Yargıtay üyeleri Mustafa Ateş, İlhan Kaya, Mustafa Akkuş, Ferudun Aydın ile 9 hakim ve savcı tutuklandı.

O binbaşı suçunu itiraf etti!

15 Temmuz gecesinde Özel Harekat Daire Başkanlığını bombalayan ve 47 polisin şehit olmasına neden olan FETÖ'cü Terörist Binbaşı Azatlı suçunu itiraf etti.

Eski AYM Başkanı Kılıç'tan 'FETÖ' açıklaması!

FETÖ'nün hain darbe girişimi sonrası açıklama yapan Eski AYM Başkanı Haşim Kılıç, "FETÖ milli iradeyi alçakça ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Paralel devlet yapılanmasını 'silahlı terör örgütü' şeklinde tanımlayan Sayın Cumhurbaşkanı'nın haklılığı ortaya çıkmıştır" dedi.

Annem ''sakın şehit olmadan gelmeyin'' dedi

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Boğaziçi Köprüsü'nde bulunan özel bir şirketin kameramanı Fatih Koca, "Boğaziçi Köprüsü'nde kardeşime ulaşamamıştım, belki de kardeşimi kaybettik. O sırada annemi aradım. Enes'i oradan canlı alamayacağımızı söyledim. Annem de deli yürekli bir kadın, 'Sakın şehit olmadan gelmeyi

''Vatan için çıktım sokağa''

FETÖ'nün darbe girişimini önlemeye çalışırken askerlerin açtığı ateş sonucu yaralanan 13 yaşındaki Ömer Dondurma, vatan, millet ve bayrak için alanlara çıktığını belirterek, "Vatan için çıktım sokağa. Bir daha olsa, yine giderim." dedi.

Ayşe nine 113 yaşında "demokrasi nöbeti"nde

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine tepki için devam eden "demokrasi nöbeti"nde Turgutlu ilçesinde yaşayan 113 yaşındaki Ayşe Karabüber de yer aldı.

Darbe enerjiyi vuracaktı

17-25 Aralık operasyonlarının odak noktası haline gelen Enerji Bakanlığı, FET֒ye üye bir grubun darbe girişimi ile de büyük bir badire atlattı. Girişim başarıyla sonuçlansaydı Türkiye’nin milyar dolarlık enerji projeleri iptal edilecek, ekonomi derinden etkilenecekti.

Gülen: Beni iade etmeyin! Hizmetinizdeyim!

15 Temmuz darbe teşebbüsünün lideri Fethullah Gülen, New York Times’a yazdığı makalede Amerikan makamlarına seslendi: Beni iade etmeyin!

Darbeci terörist Akın Öztürk'ün damadı tutuklandı

FETÖ'nün darbe girişimiyle ilgili 8 pilot savcılığın serbest bırakılmalarına itirazı üzerine yeniden tutuklandı. FETÖ'cü terörist Akın Öztürk'ün adliyeye sevk edilen darbeci damadı tutuklandı.

İsrail: Mısır, Ortadoğu'daki en önemli ve en ciddi müttefikimiz

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, Mısır'ı "Ortadoğu'daki en önemli ve en ciddi müttefik" olarak nitelendirdi.

Suriye'de bombalı araçla saldırı! Çok sayıda yaralı var

Suriye'nin başkenti Şam'da düzenlenen bombalı saldırıda yaralananlar olduğu bildirildi.

Japonya'da bıçaklı dehşet!

Japonya’nın Sagahimara kentinde meydana gelen bıçaklı saldırıda en az 19 kişinin hayatını kaybettiği ve onlarca kişinin de yaralandığı belirtildi.

DAEŞ, Irak’ta ABD'nin uçağını düşürdü!

DAEŞ’in, Irak’ın Anbar eyaletinde ABD’ye ait bir savaş uçağının düşürdüğü iddia edilirken yerel medya, kendilerini uçaktan fırlatan ABD’li askerlerin hayatını kaybettiğini öne sürdü.

Suudi Arabistan sınırında çatışma: 5 kişi öldü

Suudi Arabistan'ın Yemen sınırını ihlal etmeye çalışan silahlı gruplarla çıkan çatışmada 5 sınır muhafızı hayatını kaybetti.

Şili'de büyük deprem

Latin Amerika ülkesi Şili'de 6,2 büyüklüğünde deprem meydana geldiği bildirildi.

Irak'tan Türkiye'ye tebrik! 'İlham kaynağımız oldu'

Irak hükümetinin, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine karşı demokratik duruşundan dolayı Türk hükümeti ve halkını tebrik ettiği bildirildi.

Brezilya'da DAEŞ operasyonu: 12 gözaltı

Brezilya'da sosyal medya aracılığıyla terör örgütü DAEŞ'e bağlılıklarını bildirdikleri iddiasıyla haklarında yakalama kararı verilen 12 kişiden sonuncusu da gözaltına alındı.

BM'den "Halep" çağrısı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) bugünkü Suriye konulu toplantısında, Halep'in doğusunda en az 2 günlük "insani ateşkes" çağrısında bulunuldu.

Fransa'da Türk derneğine saldırı

Fransa'da bir Türk derneğine molotofkokteyli atılması sonucu maddi hasar oluştu.

Piyasalardan FET֒ye darbe

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından geçen hafta sıkıntı yaşayan piyasalar normale dönüyor.

"Doğalgazda ciddi indirim yapılacak"

Kış gelmeden doğalgazda ciddi bir indirim yapılacağını belirten Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, tahkimi kazandığımız Rusya ve İran ile rakam konusunda sürecin sürdüğünü söyledi. Bakan Albayrak “Bu süreç kışa kadar tamamlanmasa bile biz halkımıza bir indirim olarak bunu yansıtacağız” dedi.

Erdoğan’ın halka çağrı yaptığı telefona İTO talip

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı İbrahim Çağlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın darbe girişimi yapıldığı gece, halkı sokağa çağırdığı telefona talip oldu.

Büyük Türkiye fonu geliyor

Başbakan Binali Yıldırım ‘Varlık Yönetim Fonu’ kuracaklarını açıkladı. Hayata geçecek ‘Büyük Türkiye Fonu’, piyasalardaki dalgalanmaların önüne geçecek. Bu fon, büyük projeler için de kaynak olacak.

Trafik cezası olan 4.3 milyona müjde

Maliye Bakanı Ağbal, vergi ve prim borç yapılandırmasının kapsamının genişletildiğini belirterek “4.3 milyon vatandaşın 6 milyar liralık trafik cezası borcu kapsama alınacak” dedi. Ayrıca, emlak vergisi, askerlik cezası, nüfus para cezaları ve harçlar da yapılandırılacak.

SPK'dan yeni açıklama

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), geçen hafta yapılan duyuru çerçevesinde geri alınan paylara ilişkin olarak bugün itibarıyla 35’i aşkın şirketin kendi paylarında geri alım yapacaklarına ilişkin özel durum açıklaması yaptığını bildirdi.

Rusya-Türkiye ilişkilerinde flaş gelişme!

Rusya Ulaştırma Bakanlığı, Charter uçuşların önünü açacak belgeyi hükümete sundu.

Hızlı tren test merkezine AB engeli

Avrupa Birliği (AB), İspanya’nın hızlı tren test merkezi kurmak için sağladığı 140 milyon avroluk kamu desteğini geri almasına karar verdi.

Altın piyasası düşüşle kapandı

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMTP) altının kilogramı 128 bin 150 liraya geriledi.

Borsada yükseliş sürüyor

Borsa, günün ilk yarısında yüzde 2,94'lük yükselişle sürekli müzayede işlemlerine verilen araya girdi.

Manchester derbisi iptal edildi

Manchester United ile Manchester City arasında bugün Çin’de oynanması beklenen hazırlık maçı kötü hava koşulları nedeniyle iptal edildi.

Burak Yılmaz, Şenol Güneş'i aradı mı?

Burak Yılmaz'ın menajeri Ogan Tarhan, oyuncusuna Beşiktaş'ın ilgi göstermesi ile ilgili Radyospor'a konuştu. Ogan Tarhan Burak Yılmaz ile ilgili Beşiktaş kulübünün kendileriyle konuşmadığını söyledi.

G.Saray'lı futbolcular Süper Kupa maçına yetişecek mi?

Galatasaray Futbol Takımı Doktoru Yener İnce, çeşitli seviyelerde sakatlıkları bulunan oyuncuların durumu hakkında bilgi verdi.

Bakan Kılıç'tan Monaco'ya mektup!

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Fenerbahçe taraftarlarını ülkeye almak istemeyen Monaco'ya hükümet garantisi verdi

Fikret Orman: Askerler geldi 'kaçın' dedim!

Transferler konusunda açıklamalarda bulunan Fikret Orman, Eto'o, Sosa, Mario Gomez ve Eren Derdiyok ile ilgili net cevaplar verdi.

Muslera: Türk Halkı en iyi cevabı verdi

Galatasaray'ın başarılı file bekçisi Fernando Muslera, 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişimine Türk halkının en iyi cevabı verdiğini söyledi.

"Spor camiasının yüzde 30'u FETÖ'cü"

Eski milli futbolcu Tanju Çolak, FETÖ'nün spor camiasında da etkin olduğunu belirterek, "Spor camiasının yüzde 30'unun bu örgütten olduğunu biliyorum. Bunları Türk futbolundan temizlemek lazım." dedi.

Fikret Orman: Stada darbeciler girince...

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, 15 Temmuz gecesi helikopterle Vodafone Arena'ya giren hain darbeci askerlerle ilgili ilk kez konuştu.

Beşiktaş'tan Arda Turan açıklaması

Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, milli yıldız Arda Turan'ın 1 yıllığına Barcelona'dan kiralanacağı iddialarını yalanlarken, "Eto'o gibi bir oyuncuyu Beşiktaş'ta görmek isterim" dedi.

UEFA'dan Murat Ilgaz'a görev

UEFA gözlemcisi Murat Ilgaz, Çek Cumhuriyeti'nin Sparta Prag ile Romanya'nın Steaua Bükreş takımları arasında yapılacak UEFA Şampiyonlar Ligi üçüncü ön eleme turu ilk maçında görevlendirildi.

''İmamın kayığına binmek'' deyimi gerçek oldu

Hayatını kaybeden insanlar için kullanılan 'İmamın kayığına binmek' deyimi, Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan Mahallesi'nde gerçek oldu. Dalyan Mahallesi sakinlerinin yakınlarını defnettikleri mezarlığın, Ortaca ve Köyceğiz ilçelerini birbirinden ayıran Dalyan kanalının karşı yakasında kalmasından dolayı cenazeler tekne ile taşınıy

Sanatçı Hüseyin Altın vefat etti

Arabesk müzik sanatçısı Hüseyin Altın, yüksekten düşme nedeniyle götürüldüğü Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesinde vefat etti.

İki büyük olay ve 2016...

İki büyük olay ve 2016...

"Boğaziçi Köprüsü Milli İrade Yürüyüşü kapsamında iki yönünde trafiğe kapalıdır"

Necati Şaşmaz, Taksim Meydanı'nda nöbette

Darbe girişiminin ardından vatandaşlar meydanları boş bırakmazken, Kurtlar Vadisi dizisinin ünlü oyuncusu Necati Şaşmaz da demokrasi nöbetini Taksim Meydanı'nda tuttu. Şaşmaz, "Onlar insan sever göründüler. Bir çok insanı Allah ile kandırdılar" dedi.

92 yaşındaki nine okuma-yazma öğrendi

Yalova'da yaşayan Göre, 4 ay süren okama yazma kursuna devamsızlık yapmadan katılarak sertifika almaya hak kazandı

Bodrum'da yüzlerce çam ağacı kül oldu

Muğla'nın Bodrum ilçesinde çıkan yangın sonucunda yüzlerce çam ağacı kül oldu.

Cem Karabay yeni rekor peşinde

Guiness Rekorlar Kitabı'na giren ilk ve tek Türk sualtı sporcusu Cem Karabay'ın yeni dünya rekoru denemesi bu gece sona eriyor.

Necla Sağlam cinayetinde yargılama başladı

ZONGULDAK'ta, 23 yaşındaki Necla Sağlam'ı boğazını keserek öldürdüğü suçlamasıyla tutuklanan 34 yaşındaki Tolga Kudu'nun yargılanmasına başlandı. Sanık, suçlamayı kabul etmedi.

Marmaray'da seferler durdu

Marmaray'da teknik bir arıza nedeniyle seferlerin durduğu bildirildi.