STAR ANA SAYFA - 31 Mayıs 2016 Salı

Çatışma halinde bir toplumda kadın olmak

  • 11.02.2016  16:32 | Güncelleme: 11.02.2016  16:32
  • NAPOLİ ROMANLARI DİZİSİNİN ÜÇÜNCÜ KİTABI TERK EDENLER VE KALANLAR’DA LİLA VE ELENA’NIN BÜYÜME HİKÂYESİ DEVAM EDİYOR. BU KEZ TOPLUMSAL SORUNLARI DA GÜNDEMİNE ALARAK…


    Çatışma halinde bir toplumda kadın olmak
    CEM ALPAN

    Terk Edenler ve Kalanlar, müstear isimli İtalyan yazar Elena Ferrante’nin tüm dünyada büyük yankı uyandıran “Napoli Romanları” dizisinin üçüncü kitabı. Dört ciltlik “Napoli Romanları”, başkarakterleri Lila ve Elena’nın (yakınları ona“Lenu” diyor) 1950’lerde, Napoli’nin bir kenar mahallesinde, yokluklar içinde geçen çocukluklarında başlayan ve bir ömür boyu devam eden dostluğunu anlatıyor. Dizinin ilk kitabı Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım, Lila ve Elena’nın çocukluk ve ergenlik dönemini anlatıyordu; kitap, Lila’nın genç yaşta mahallenin zengini Stefano’yla evlenmesi, Elena’nın ise okulda büyük başarı elde etmesiyle günbegün candostuna, doğup büyüdüğü çevresine yabancılaşmasıyla bitiyordu. İkinci cilt Yeni Soyadının Hikâyesi ise iki arkadaşın gençlik dönemini ele alıyordu: Lila Stefano ile evliliğinde mutluluğu bulamıyor, gizlice Elena’nın aşkı Nino ile tutkulu bir ilişkiye girip Stefano’dan ayrılmaya çalışıyor bu yüzden çevresi tarafından acımasızca dışlanıyordu. Elena ise, üniversiteyi bitirip Napoli’yi terk ediyor; ilk romanıyla büyük başarı kazanıp İtalya’nın saygın aydın ailelerinden Airota’ların oğluyla, akademisyen Pietro’yla nişanlanıyordu. İki arkadaş başka hayatlara savrulsalar da kritik dönemlerinde yeniden bir araya geliyor, aralarında patlak veren kıskançlık, çekememezlik, hatta nefret gibi şiddetli duygulara rağmen dostluklarından asla taviz vermiyorlardı.

    Gelgitler ve rol değişimleriyle dolu olsa da bu fedakâr arkadaşlık Terk Edenler ve Kalanlar’da da devam ediyor. Dizinin üçüncü cildi unutulmaz ikili Elena ve Lila’nın yetişkinlik dönemini anlatıyor. Roman dizisini –gerçi Ferrante ısrarla dizinin özünde tek bir kitap olduğunu vurguluyor– titizlikle tarihsel bağlamı içinde kurgulayan ve Avrupa’da, yirminci yüzyılın ikinci yarısında ivme kazanan kadın özgürleşmesi hareketini ve 68 olaylarını, fon olarak kullanmanın ötesinde detaylı bir şekilde olay örgüsünün içine katan Ferrante, özellikle üçüncü ciltte evlilik kurumunu sorguluyor. Yirmili yaşlarını geride bırakan Elena ve Lila meslek sahibi olma, kendilerini keşfetme, öznelliklerini, otonomilerini kazanma mücadelesi veriyor, bu yolda eşlik ve annelik rolünün dar kalıplarına sıkışıp ekonomik zorluklarla mücadele ediyorlar. Özellikle bize olayları bir entelektüel, bir aydın gözüyle aktaran Elena, bir yanda hem yazar hem de anne olmanın getirdiği açmazları yaşarken, bir yanda da, istediği kadar entelektüel olsun kocasının, ama gerçekte bütün bir kültürün ona dayattığı evkadını rolünü sorgular. O bilinçlenip kuvvetlendikçe kocasıyla arasındaki çatışma sertleşecek ve üçüncü kitap, zincirlerin kırıldığı sürpriz bir sonla bitecektir.

    BESTSELLER’DE İŞÇİ SORUNLARI

    Üçüncü kitap Terk Edenler ve Kalanlar’da Stefano ile bağlarını koparan Lila, gündüzleri et fabrikasında çalışır, geceleri de ona fedakârca sahip çıkan Enzo’ya katıldığı kurslarında, başlangıç safhasındaki bilgisayar teknolojisinin gelişiminde yer edinmesi konusunda yardım eder. Ancak muazzam zekâsı ve karizmatik kişiliği yine rahat durmasına izin vermez ve et fabrikasında işçileri örgütlemeye başlar. Kısa sürede büyük yankı bulan bu girişimi çok geçmeden faşistler ve solcular arasında dehşetli bir çatışmaya neden olur. Elena ise, ilk kitabının başarısı ve entelektüel kocası Pietro ile evliliği sayesinde adeta sınıf atlamış, Floransa’daki seçkin hayat ile Napoli’deki fakir ailesi arasında köprü kurmaya çalışmaktadır. Sürekli tehditler alan ve bir şiddet patlamasının ortasında kalan Lila, artık hayatını devam ettiremeyecek hale geldiğinde, son çare uzun süredir uzak kaldığı candostuna, Elena’ya başvurur.

    Roman(lar) boyunca bir kez daha rol değişimi olur. Bu kez güçlü olan Elena gibidir. Bir ferdi olacağı saygın ailesinin entelektüel çevresini kullanarak, Lila’nın çalıştığı fabrikada olan bitenleri gazete manşetlerine taşır. Böylece işçilere uygulanan zalimane şiddeti ortaya çıkarmış, sadece yazar değil eyleme geçen bir aydın olarak da kendini işe yarar hissetmiştir.  Gelgelelim sorunların nasıl derinlere işlediğine aymasıyla bu tatmin duygusu kısa sürede derin bir hüsrana evrilir.

    Elena bu konularda bilinçlendikçe evlilik hayatı güçleşir. Lakin anne olma arzusu geçmişten miras aldığı ev kadınlığı rolüyle kesişince, kısa sürede iki çocuk yaparak ister istemez çevresinden kopar. Ne düşünce ürettiği ne de yazabildiği, sadece çocukları ve kocasına hizmet ettiği uzun bir durgunluk dönemine girer – bir yerde bu kölelik rejiminin verdiği rahatlık işine gelir. Lila’nın cephesi ise, onun yaşadığı durgunluğa tezat oluşturacak şekilde, son derece hareketlidir. Dengeler yine değişmiştir: Lila ve Enzo bilgisayar teknolojisinin İtalya’daki ilk uygulayıcıları haline gelip, tek kelimeyle sınıf atlamış olarak Napoli’ye dönmüş, günden güne zenginleşmektedirler.

    BİRAZ BALZAC BİRAZ DİCKENS

    İki arkadaşın yolları bir kez daha Napoli’de kesişir. Zira kız kardeşinin mahallenin Gomorra’sı Solara kardeşlerin büyüğüyle metres hayatı yaşadığını duyan Elena, kocası ve çocuklarıyla apar topar anne evini ziyaret eder.

    Dönüşte kocasıyla arasındaki çatlak gittikçe büyüyecek ve Elena’nın geçmişteki tutkusu Nino’nun aileyi ziyaretiyle, her şey darmadağın olacaktır. Terk Edenler ve Kalanlar yazarın özellikle anlatıcı Elena’da ustaca biriktirdiği içsel enerjiyi serbest bırakması ve ortaya çıkan kaostan, çok sancılı olacaksa da, yaratıcı yeni bir düzen geleceğinin imasıyla bitiyor. Ve Elena ve Lila, bir kez daha birbirlerinden uzaklaşıyorlar – ama elbette nihai olarak değil.

    Eleştirmenlerin bir büyüme romanı olarak tanımladığı “Napoli Romanları”, özellikle karakter betimlemeleriyle Balzac’ı, olay örgüsü, kapsamı ve anlatımıyla da Dickens’ı andırıyor. Ancak bir on dokuzuncu yüzyıl romanı izleri taşımasına rağmen Freud, Marx ve belli başlı feminist düşünürler olmadan yazılamayacak bir epik roman bu. Zira toplumun tüm katmanlarını kapsayan güç ilişkilerini ele alması bir yana, aile içi şiddetin, özellikle de erkek şiddetinin nedenlerini esaslı bir şekilde irdeliyor. Ama özünde, çatışma halindeki bir toplumda kadın olmanın zorluklarını, özne olmak için ödenen ağır bedelleri anlatıyor.

    Terk Edenler ve Kalanlar

    Elena Ferrante

    Everest Yayınları