STAR ANA SAYFA - 27 Mayıs 2016 Cuma
Cem Küçük

cemkucuk@stargazete.com


Yazarımızın tüm yazıları »

28 Şubat’ın son kalesi Aydın Doğan’dır

  • 14 Mart 2016 Pazartesi
  • Geçen yazıda da ifade ettiğim gibi Ertuğrul Özkök şu an Hürriyet’in başına yeniden gelebilmek için her türlü numarayı çeviriyor. Ertuğrul Özkök’ün Sedat Ergin’i ne kadar yeteneksiz ve az zekalı bulduğu ve bunu kozmik ortamlarda da ifade ettiği devletin yüksek tepelerinde herkesin malumudur. Aslında Özkök’ün Ergin’e dair bu tespitlerini Aydın Doğan da paylaşıyor ama yeniden Ertuğrul Özkök’ü başa getirmenin ne kadar faydası ne kadar maliyeti olur, onu hesaplamaya çalışıyor. Özkök kendisini yeniden Hürriyet’te iktidar yapacak denklemin Tayyip Erdoğan’a yakınlaşmak olacağını düşünüyor ve bu bağlamda Mehmet Ali Yalçındağ ile ittifak kuruyor. Dünkü yazısıyla benden de yıldızlı aferin alan Yozgat kuzusu da Tayyip Erdoğan’a yancı yazılabilmek için her haltı yapmaya hazır. Özkök ve Hakan bilindiği gibi Tayyip Bey’den nefret eden iki adam fakat yeniden kendilerine bir iktidar alanı açılabilmesi için Sedat Ergin’den farklılaşmaları gerekli. Sedat Ergin ve Ergin’in arkasında duran Vuslat Doğan Sabancı açık ve deklare bir şekilde Tayyip Erdoğan düşmanı. Bu gerçeği bilmeyen yok. Bu gerçekten hareketle Ertuğrul Özkök de bu denkleme göre güç oyunu kurmaya çalışıyor ve slalom yapıyor. Nitekim daha yakın zaman önce dümdüz hakaret ettiği Recep Tayyip Erdoğan’a yapılabilecek tüm yağdanlıkları yapmaya hazır olduğunu DEVLET’in de kayıtta olduğu bir ortamda söyleyen kişi Ertuğrul Özkök’ün taa kendisidir. Geçen yazıda da söylediğim gibi bu gerçeği asla tekzip edemez Özkök. Tekzip ederse önüne başka şeyler çıkacağını bilir.

    Aydın Doğan’ın en büyük muhalifiyim ama şunu da tespit etmek gerekir ki Doğan kendini zengin eden Eski Türkiye sisteminin yaşaması için elinden geleni yaptı ve hala yapıyor. Adam geldiği yere ihanet etmiyor ve kurt zekasıyla yol arıyor. Aydın Doğan aslında 28 Şubat ruhuna ve korkunç bir pusu zekasına hep sahip oldu ve hala sahip. 28 Şubat’ın bütün medya yöneticilerini bünyesine aldı. 28 Şubat sürecinde Aydın Doğan’ın yok ettiği tüm patronların baş adamları geçen zaman içinde Doğan’ın emrine girdi ve eski patronlarına ihanet ettiler. Hatta yok etmeyi düşündüğü ama yok edemediği Tayyip Erdoğan’ın iki adamını da emrine aldı ve o ikisini de zaman içinde Erdoğan’a ihanet ettirdi. Hatta bazılarını emrine almadan sadece vaatleriyle yoldan çıkarmayı ve bitirmeyi başarabildi. Aydın Doğan hala tam bir 28 Şubatçıdır. 28 Şubat’ın son kalesidir.

    Aydın Doğan kendisini çok güçlü hale getiren 28 Şubat ruhuna hiç ihanet etmezken son 13 yıl sayesinde ve özellikle Recep Tayyip Erdoğan sayesinde bir yere gelebilen iş dünyası temsilcileri yaşadığımız son kritik 2.5 yılda neler yaptı? Elbette aralarında dik duranlar oldu ama maalesef istisnadır. Düşünün ki bulunduğu tüm konumu Erdoğan’a borçlu biri Nisan 2014’te bir gazetecinin sorusu üzerine TUSKON hainleriyle ilgili “TUSKON üyesi bir çok arkadaşımız var ve bunlarla aramızda hiç bir sorun yok, niçin sorun olsun?” diye cevap verdi. Üstelik bu şahıs 1 Mart 2014’te TUSKON toplantısında -Recep Tayyip Erdoğan fare gibi kaçacak delik arayacak-  dendiğini çok iyi biliyor. Gazetecinin bu 1 Mart 2014 gerçeğini hatırlatmasına rağmen TUSKON’u övüyor çünkü Fethullahçılardan fare gibi korkan bir karaktere sahip. Yine bir başkası Kaynak Holding’in hukukun emriyle basılması üzerine şu demeci veriyor...

    “Kaynak Holding konusu çok konuşuldu ama sahipleri de bunu -Fethullahçı örgüt mensubu olduklarını- yalanladı. Bize de böyle bir şikayet gelmedi. Çünkü 350 bin üyeniz var, böyle bir şey olsa bu konuda şikayet önce size gelir. Gelmese bile duyum alırsınız. Şimdiye kadar herhangi bir duyum almadık, zaten o holding patronları da bunu yalanladı.”

    Böyle kaypak ve böyle karaktersiz bir açıklama olabilir mi? Kaynak Holding’in Fethullahçı olduğunu bu ülkede cümle alem biliyor. Tıpkı Zaman’ın ne olduğu bilindiği gibi. Nasıl olur da -Sahipleri bunu yalanladı- gibi saçmasapan bir açıklamaya sığınılır? Üstelik bunu yapan kişi iş alemindeki varlığını AK Parti ve Erdoğan’a borçlu. Bu yapılan şeyin adı düpedüz ihanettir. Dahası bu ihanete imza atanlar şimdi de devlet kaynaklarından yüzlerce milyon dolar rant kazanma hayalleriyle proje yapıyorlar. Olacak iş değil bu. Elbette gittikleri yerden ağır bir cevap aldılar ve başka yerlerden de alacaklar. Tüm devlet birimleri de bu konuda uyarıldı. Bu topraklardaki büyük harfle olan DEVLET olgusunu küçümsüyor bu beyzadeler. Konu demokrasinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yanında teröristlere karşı dimdik durmaya gelince yan çizen, kaypaklık yapanlar konu rant yemeye geldi mi açgözlü şekilde saldırıyorlar. Önümüzdeki dönemde artık bu iki yüzlü kaypak tavırlılara asla izin verilmeyecek...