STAR ANA SAYFA - 25 Mayıs 2016 Çarşamba
Resul KURT

info@resulkurt.com


Yazarımızın tüm yazıları »

30 Eylül’ü kaçırmayın!

  • 19 Eylül 2015 Cumartesi
  • 01.01.2012 tarihinden itibaren herhangi bir işyerinde çalışmadığı veya eşinden, anne veya babasından sağlık yardımı alma hakkı olmadığı için sosyal güvencesi olmayanların da sağlık güvencesi kapsamına alınmaları esası getirilmiştir. Bu çerçevede, sağlık yardımından faydalanma hakkı olmayanlar da zorunlu olarak Genel Sağlık Sigortası kapsamına alınmış ve gelir durumuna göre ya primlerinin devlet tarafından ya da kendilerince ödenmesi zorunluluğu başlamıştır. 

    Buna göre;

    - Herhangi bir şekilde SGK’lı çalışması olmayanlar,

    - Sosyal güvenlik kapsamında bulunmayanlar,

    - İşsizler,

    - 25 yaşını dolduran kişiler veya

    - 18 yaşını doldurmuş olup öğrenime devam etmediği için sosyal güvencesi anne-babası üzerinden devam etmeyenlerin Genel Sağlık Sigortası Primi ödemesi gerekmektedir.

    Bu kişilerden genel sağlık sigortası tescili yapıldığı halde gelir testi yapılmayan kişilerin, 30.09.2015 tarihine kadar Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfı’na başvurarak, gelir testini yaptırmaları halinde gelir testinin sonucuna göre, genel sağlık sigortası borçları tescil tarihinden itibaren güncellenecektir ve belirlenen gelir seviyesine göre primleri tahakkuk ettirilecektir.

    Gelir Testi sonucuna göre, kişi başına ailenin geliri asgari ücretin içte birinden az geliri olanlar herhangi bir prim ödemeyecektir ve aynı zamanda geriye dönük 2012 tarihinden bugüne olan genel sağlık sigortası prim borçları affedilmiş olacaktır. Gelir testi yaptırmak istemeyenlerin ise genel sağlık sigortası prim borç tutarları, sigortalı tescil başlangıç tarihi itibariyle asgari ücretin iki katı üzerinden tahakkuk ettirilen prim tutarını ödemeleri gerekecektir.

    Bu doğrultuda gelir testi yaptırılabilmesi için 30.09.2015 tarihine kadar Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfı’na başvurusu yapılması gerekmektedir.

    Aynı işyerindeki çalışmaların yıllık izne etkisi

    Okurumuz G.Kaya “21 yıl aynı işyerinde çalışarak emekli oldum. Aynı işyerine 10 gün ara vererek emekli çalışan olarak SGK girişim yapıldı. 1 yıldır çalışıyorum kaç gün izin kullanacağım” diye soruyor.

    Yıllık izin ve izne ilişkin uygulamalarda zaman zaman tereddütler yaşanabilmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilerden işyerine girdiği günden başlayarak, deneme süresi de içinde olmak üzere en az bir yıl çalışmış olanlara işyerindeki kıdemlerine ve yaşlarına göre 14, 20 ve 26 gün yıllık ücretli izin verilmektedir.

    İşçinin işyerine giriş tarihinden itibaren deneme süresi de dahil olmak üzere, her çalışma yılını tamamlaması halinde o yıla ilişkin ücretli izne hak kazanır.

    Aynı bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı bakanlığa bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen süreler, işçinin yıllık ücretli izin hakkının hesaplanmasında göz önünde bulundurulur.

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin  2007/38515 Esas, 2009/10133 Karar ve 9.4.2009/5.11.2009 tarihli kararlarında; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 54. maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi gerekir. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün olmaz. Ancak, önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri de aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir.İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmazYine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan arta kalan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenir....”  şeklinde hüküm verilmiştir.

    Yargıtay emekli olup kıdem tazminatı aldıktan sonra aynı işyerinde çalışmasını sürdüren işçinin yıllık ücretli izin hesabında kıdem tazminatını aldığı önceki süreleri dikkate alınmayacağı görüşündedir.

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 1991/ 451 Esas, 1991/ 8352 Karar ve 13.05.1991 tarihli kararında ; “Emekli olup, kıdem tazminatı aldıktan sonra işyerinde çalışmasını sürdüren işçinin işyerinden ikinci ayrılışında kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin hesabında kıdem tazminatını aldığı önceki süreleri dikkate alınmaz.” denilerek, işçilerin kıdem tazminatını aldıkları sürenin kıdeminin biteceği ve yeniden aynı işyerinde işe başlarlarsa yeni işe girmiş gibi izin sürelerinin hesaplanacağı belirtilmiştir. önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan arta kalan süreler dikkate alınacaktır.

    Bu durumda izin gün sayısı 14 gün olarak hesaplanacaktır. Ancak İş Kanunu’na göre 50 yaş ve üzerindeki çalışanların yıllık izin gün sayısı 20 günden az olamaz.