Ankara saldırılarının şifreleri nerede gizli?

Ankara’daki ahlaksız, vicdansız terör saldırılarının şifreleri, 11 Ocak 2016’da bir ihanet belgesine atılan imzalarda gizli. 1128 akademisyenin imzaladığı bildiride ihaneti- evet ihaneti- açıkça gördük.O müstemleke aydınları, milletin sinesinden kopmuş o akademisyenler, Sur’da, Cizre’de hendekler kazarak, suikast silahlarıyla, el yapımı patlayıcılarla, devletle savaşa giren, askerimizi ve polisimizi şehit eden PKK teröristlerinin Türk devletine meydan okumalarını görmezden geldiler. PKK’yı değil, devletimizi suçladılar. Türk Silahlı Kuvvetlerinin, kendi vatandaşlarımıza karşı kasıtlı ve planlı kıyım yaptığını, devletin Kürt halkına katliam gerçekleştirdiğini o bildiri ile bütün dünyaya ilan ettiler. Yetmedi, terör örgütüyle masaya oturulmasını, Kürt siyasi iradesinin taleplerinin karşılanmasını, başka bir ülkenin gözlemci sıfatıyla davet edilmesini istediler.

Bu ihanet, akademisyenlerin bildirisinin satırlarında kalmadı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Bass, birkaç gün sonra Türkiye’ye gelen ABD Başkan Yardımcısı Biden bu akademisyenlere sahip çıktı. Avrupa Birliği sahip çıktı. HDP’si, PKK’sı, KCK’sı bu akademisyenleri alkışladı. En kuvvetli desteği de Fethullah Gülen, onursal başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı üzerinden verdi. PKK’yı aklayan, Türk devletini suçlayan akademisyenler için Gülen aynen şöyle dedi: “İktidarın, devlet ve medya gücüyle, sadece fikirlerini ifade ettikleri için bilim insanlarını şeytanlaştırması, gözlerini korkutması, hedef göstermesi ve teröre destek verdikleri iddiasıyla linç etmeye çalışması asla kabul edilemez. Sessiz kalarak, akademisyenlerin linç edilmesine ortak olmayacağımızı ilan ederiz...”

Terörü azdıran bu sahiplenmeler, PKK’ya laf edemeyenlerin ihanetidir.

Çanakkale’deki gibi topyekûn saldırı ile karşı karşıyayız. Rusya’sı, İsrail’i, Suriye’si, İran’ı, Avrupa’sı, ABD’si Çanakkale’deki Yedi Düvel gibi bir aradalar. Mesele asla Erdoğan meselesi değil. Yükselen, güçlenen, cazibe merkezi bir Türkiye istenmiyor. Kendilerince terbiye edilmiş, boyun eğdirilmiş bir Türkiye istiyorlar. Milli duruşu terk etmiş aydınlar ise ABD Büyükelçisi Bass’ın müstemleke valisi gibi müdahalelerine rağmen, bass bass bağırıyor: Dış güçleri karıştırmayın, dış güçler hikâye...

İçeriden desteklenen bir ihanetle karşı karşıyayız. Türkiye’nin kaybettiği masum evlatları yüzünden canı yanarken, birileri hala Paralel Devlet Yapısının kumpası olan MİT TIR’larını durdurma ihaneti üzerinden Türkiye’yi dünyaya jurnallemeye devam ediyor. Ne hazindir ki, casusluk faaliyeti ile Türkiye’yi uluslararası zeminde köşeye sıkıştırmak isteyenlere Anayasa Mahkemesi, “gazetecilik yapıyorlar, ilişmeyin” diyor. Yüksek yargının, Cumhurbaşkanını, hükümeti isyan ettiren bu kararı, devletin beka mücadelesine zarar veriyor.

Ankara’daki son terör saldırısı; devlet olarak, yönetim olarak, siyasiler olarak hepimizin ortak bir irade, kararlılık ve milli duruş sergilememizi hayatî kılıyor. PKK bölücü terör örgütüne, “düşünce özgürlüğü ve “basın özgürlüğü” arkasına saklanıp destek çıkanlar gaflet içinde değillerse, ihanet içindeler... 

Bir şer ittifakı, devletimize ve varlığımıza karşı içeriden dışarıdan kumpaslarla saldırıyor. Bu saldırılara, PKK terörüne ve F. Gülen’in halkımızı aşağılayan, Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize yönelik hakaret ve düşmanlıklarına kimse müsamaha gösteremez. Herkes safını belli etmelidir. Devletin kararlılığına millet olarak bizim desteğimiz de tam olmalıdır.

Bugün bize bir daha Çanakkale ruhu lazım: Milli duruş, milletçe dayanışma ve sağlam irade...