STAR ANA SAYFA - 26 Mayıs 2016 Perşembe
Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com


Yazarımızın tüm yazıları »

Ben bu adamı bir türlü sevemedim

  • 26 Şubat 2016 Cuma
  • HDP’nin tepkisini merak ediyordum... “Canlı bombacı” için taziyede bulunan milletvekillerinin bu davranışını nasıl karşılayacaklar diye... “Yanlışlık oldu” filan mı diyecekler? Bir yaptırım mı uygulayacaklar? Kınama cezasıyla mı geçiştirecekler? Saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarından özür mü dileyecekler?

    Ne yapacaklarını gerçekten de çok merak ediyordum.

    Meğer açıklama yapmışlar.

    Kaçırmışım...

    PKK ve “paralel örgüt”ün savunuculuğuna koşulmuş Cumhuriyet gazetesi yazınca öğrendim.

    Parti adına, “sözcü” Ayhan Bilgen efendi konuşmuş...

    Bu zat için bir parantez açmam lazım...

    Ülkesini “iç savaş”la tehdit eden bu zat (hükümet mevcut tutumunu sürdürürse, iç savaşı tartışabilirlermiş), bir zamanlar “Mazlumder”in başkanlığını yapıyordu.

    Bir kez karşılaştık...

    Daha doğrusu, yönettiği derneğin yemeğinde bir araya geldik... İnsan hakları konusunda basın mensuplarını bilgilendirecekmiş. 2000’li yılların başı olmalı... Yusuf Kaplan’la birlikte gitmiştik. Başka gazetelerden de temsilciler vardı. Yemeğimizi yedik, çayımızı içtik... Ayhan Bilgen efendi sazı aldı eline. Kürtçü mülahazalarla süslediği konuşması boyunca yüzlerce kez “Kürt” dedi. Onlarca kez “Kürt siyasal hakları”ndan söz etti. Bir an kendimizi HADEP toplantısında sandık. (Bugünkü HDP’nin ismi HADEP’ti yanlış hatırlamıyorsam. DEHAP da olabilir. O kadar çok kılık değiştirdiler ki...) Konuşma bitti. Soru-cevap faslına geçildi. Sıra bana gelince, “Bu toplantıdan çok rahatsız oldum” dedim. Ayhan Bilgen efendi nedenini sordu. Şuna benzer şeyler söylediğimi hatırlıyorum: “Biz mazluma ırkını ve dinini sormuyoruz. Siz de sormayın. O kadar çok Kürt dediniz ki, şaşırdık... Bir insan hakları sözcüsü gibi değil, bir Kürtçü militan gibi konuşuyorsunuz...” Sıra Yusuf Kaplan’a geldi. O da bu mealde şeyler söyledi. Hatta biraz fırçaladı... Toplantı bitti ve “şaşırmış” bir vaziyette dağıldık.

    İlk ve son temasım bu oldu Ayhan Bilgen efendiyle...

    O zamanki hissiyatımı söyleyeyim:

    Hiç sevmedim bu efendiyi

    Bir kez de, özel bir televizyon kanalında, bir tartışma programında rastladım. “İslamcı” kontenjanından konuşuyordu. Öyle itici, öyle tahammülfersa bir tutumu (ve üslubu) vardı ki, “Sevmediğim kadar varmış” dedim.

    Daha sonra mahallenin İslamcı ağabeylerine sordum: “Kimdir bu Ayhan Bilgen? İslamcılığı nereden geliyor?”

    Doğru dürüst bir cevap alamadım...

    Sormaya devam edeceğim.

    Gerçekten de kimdir Ayhan Bilgen?

    Müktesebatı nedir?

    Nasıl bir geçmişten gelmektedir?

    Kimin referansıyla mahalleye duhul etmiştir?

    Bir zamanlar kendisini “İslamcı” diye pazarlıyordu, “İslamcılık davası” için kadar ne yapmıştır?

    Sorularıma tatmin edici bir cevap bulabilirsem, bu köşede paylaşacağım.

    Parantezi “bu şekilde” kapattıktan sonra, gelelim canlı bombacıya taziye ziyaretinde bulunan milletvekilleri için yaptığı açıklamaya.

    Hayır, eleştirmiyor.

    Milletvekillerinin rezil davranışına “parti olarak” sahip çıktıklarını söylüyor. Cenaze törenleri geriye kalanların acısıymış. Konuya geride kalanların psikolojisi üzerinden bakmak gerekirmiş.

    Siz ne düşünürsünüz bilmem ama ben bugüne kadar böyle pişkin, böyle lakayt, böyle insan zekâsıyla alay eden terbiyesizce bir açıklama görmedim, duymadım, okumadım.

    Bir psikopat çıkıyor, onlarca masum insanın hayatına kastediyor, Ayhan Bilgen efendi yüzü kızarmadan “geride kalanların acısı”ndan bahsediyor.

    Peki, psikopatın elinde ölenlerin geride bıraktıkları?

    Onların acısını paylaştınız mı?

    Evlerine taziye ziyaretine gittiniz mi?

    Üzüntülerinizi bildirdiniz mi?

    Uyduruktan da olsa bir başsağlığı mesajı yayınladınız mı?

    Hayır...

    Patlamanın olduğu yere “parti olarak” karanfil bırakmışlar. Ama medya bunu haber yapmamış.

    Gördüğünüz gibi, pişkinliğini taçlandırmak için, bir de suçlamada bulunuyor. Medya karanfilleri yazmamış...

    Diyorum ya, ilk gördüğümde sevmemiştim.

    Sevmediğim kadar varmış.

    Hatta daha fazlasıymış.