STAR ANA SAYFA - 24 Mayıs 2016 Salı
Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com


Yazarımızın tüm yazıları »

Cerattepe yiğidi

  • 23 Şubat 2016 Salı
  • Bir bölümü anıt olarak tescillenmiş 1056 ağacı katletmek için rapor hazırlattığı ortaya çıkan adamın gazete ve televizyonları, Artvin Cerattepe üzerinden yeni bir “Gezi” rezilliğine hazırlanıyor. 

    Bu işi “sinsice” yapıyorlar.

    Gezi döneminde olduğu gibi, “cepheden” dalamıyorlar.

    İmalar, satır aralarına gizlenmiş mesajlar, “çevreci” güzellemeleri ve CHP’nin “kızıştırıcılığına” övgülerle götürüyorlar işi şimdilik...

    Bir “eşik” var... Duruyorlar orada.

    Eşiği aşacak hareketi, CHP’den ve HDP’den bekliyorlar. Devlet, olaya, Gezi olayında olduğu gibi “sertlikle” yaklaşsa; işler çığırından çıkıp yaygınlık kazansa, “cesaretle” ortaya çıkacaklar.

    Bekliyorlar...

    Planlı, hesaplı ve fena halde “dengeleri gözeten” bir bekleyiş bu...

    Ben Murat Belge ve Ben Mümtez’er’den ataklar bekliyorum. Performansları, bu bekleyişe renk katacak, can verecek, hayat aşılayacaktır.

    Bakalım, “Cerattepe yiğidi” sıfatını önce kim kapacak?

    Murat Belge mi, Mümtaz’er mi?

    Ben bu yarışta Mümtaz’er’i bir adım önde görüyorum.

    Daha kıvrak, daha esnek, “durduğu yere göre şekil alma kabiliyeti” daha yüksek olduğu için... (Karşılaştırmalı edebiyat uzmanı Murat Belge şu sıralarda çok meşgul; yabancı dergi ve gazetelerin “Sultan” haberlerinde boncuk bulmuş, sürekli onları tekrarlıyor... En son, Erdoğan’ı Sultan Abdülhamit’e benzeten müthiş seviyeli bir yazı yazdı ve istibdat tehlikesine dikkat çekti. İstibdattan bu kadar çok korkan Murat Belge, “darbe istibdadını” sorun yapmıyor, niyeyse... “Erdoğan yasa dışı yollarla da olsa, mutlaka indirilmelidir” diyen “adamı” Ömer Laçiner’i korumaya devam ediyor.)

    Mümtaz’er’i daha şanslı gördüğümü söylemiştim...

    Neredeyse bütün entelektüel hayatını “devlet otoritesi”ni gerekçelendirmekle geçirmiş, devlet otoritesinin tahkim edilebilmesi için kurşun atanı da, kurşun yiyeni de aynı taltif cümleleriyle kutsayan Mümtaz’er, hatırlayacaksınız, Gezi rezilliğinin başladığı günlerde şaşkın bir hükümet sempatizanıydı. Bulunduğu camia, el altından Gezi’ye destek veriyordu ama Mümtaz’er “gelişmelere geç uyanmak” gibi bir özelliğe sahip bulunduğu için, bu vetireyi okuyamıyor, devlet otoritesine sahip çıkma telaşıyla şaşkın bir taraftarlık sergiliyordu.

    Hatta bir yazısında, Gezi’cilerin “isyan gerekçesi” olarak kullandıkları “Yavuz Sultan Selim” ismine sahip çıkarak, taraftarlığını “ağır yalakalık”la taçlandırmıştı.

    Hatırlayalım o yazıyı: “Üçüncü Köprü’ye ‘Yavuz Sultan Selim’ adının verilmesi, bugünkü sorunları çözecek tarih bilincinin ayakta olduğuna işaret. Hükümeti, bu coğrafyanın derin geleneğini Yavuz sembolü ile sürdürdüğü için tebrik etmek lazım. Bu gelenek, bölgede kurulacak barışın ve istikrarın, güvenli bir geleceğin de anahtarı. Bizler bugün hâlâ Yavuz’un tayin ettiği istikamette talihimizi arıyoruz.”

    Bu yazının üzerinden bir yıl bile geçmedi... Vaktiyle Erdoğan’ın “çapulcu” nitelemesinde bile keramet vehmetmiş Mümtaz’er’imiz, fikir ve ahlak değiştirip “çapulcular”ın yol açtığı Gezi’ye sahip çıkan (devlet otoritesinin yer ile yeksan olmasını savunan) yazılar yazmaya başladı.

    Dahası şu:

    İşler yolundayken, yani hükümetle sıkı ilişkiler içindeyken, talihimizi “Yavuz’un tayin ettiği istikamette” aramamız gerektiğini söyleyen Mümtaz’er, artık Yavuz’un sırtını döndüğü istikamete bakıyor...

    Biraz açık davranabilse, yani camiasından gerekli lojistiği alabilse, PYD’yi ve PKK’yı kutsayan yazılar yazacak... Şimdilik imalarla, telmihlerle, satır arası dokundurmalarla köreltiyor nefsini.

    Hoca efendileri işareti vermişti oysa!

    Necip Fazıl’ın şiirine gönderme yaparak, Yezit’lere ve Tiran’lara karşı “Sur’da bir gedik açtıklarını” söylemişti.

    Mümtaz’er’den daha açık, daha cesur, hatta daha “atak” yazılar bekliyoruz.