STAR ANA SAYFA - 25 Mayıs 2016 Çarşamba
Ahmet Taşgetiren

atasgetiren@stargazete.com


Yazarımızın tüm yazıları »

‘Iskatı salat’la kurulan kütüphane

  • 30 Aralık 2015 Çarşamba
  • Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez’le yaptığımız İran gezisinin ikinci gününü, “Dini Başkent” diye nitelenebilecek olan Kum’da geçirdik.

    “Rehber Ayetullah Hameney”in yerine geçeceği söylenilen, “Şia’nın en büyük mercileri” sayılan isimler de buradaydı, İran’ın bütün dünyaya sevk ettiği “Molla veya Ahund”lardan “Ayetullah”lara kadar her seviyedeki insanı yetiştiren medreseler, ya da onların ifadesiyle “İlim havzaları” da buradaydı.

    İran, sünni-şii, onbinlerle belki daha yüksek rakamlarla ifade edilen, dünyanın her yöresinden gelmiş insanlara eğitim veren müesseseler oluşturmuş bulunuyor. Mesela “Mustafa Camiası” denen yapı, adeta öyle bir “insan fabrikası”nı sevk ve idare ediyor. Bu yapının yöneticisi olan Ayetullah Arafi“Üniversite” ve “İlim Havzaları” diye ayrılan ancak birbirini bütünlediği belirtilen eğitim ortamında 4.5 milyon öğrencinin bulunduğunu söyledi. “2 bin üniversitemiz var, 100 bin üstad eğitim veriyor, 2 bin medrese var, 500 sünni medresede 50 bin öğrenci okuyor, 1500 ‘ehl-i beyt’ merkez bulunuyor, buradaki öğrenci sayısı 100 bin, öğrencilerin yüzde 50’si bayan...” gibi rakamlar verdi, doğrusu “2 bin üniversite” rakamını kendimize izah edemedik ama her halükarda ortada deyim yerindeyse harıl harıl çalışan bir sistem olduğu kuşkusuz. 

    “Milletlerarası çalışmalarda mezhepler üstü hareket ediyoruz” sözü Arafi’ye ait, ancak Şia’nın gerçekten her şeyi belirlediği bu alemde “mezheplerüstü”lüğün nasıl oluştuğu araştırmaya değer.

    Kum’da ayrıca Ayetullah Cevadi gibi, Ayyetullah Nasir Mekarimi Şirazi gibi gerçekten hem yaşları hem de ilim ve kalb dünyaları ile “kemal”i yansıtan merkez insanları ziyaret ettik. Özellikle Ayetullah Cevadi’nin Görmez Hoca’nın talebi üzerine “Kur’an ve hikmet” üzerine yaptığı sohbetin çok etkileyici olduğunu ifade etmeliyim. Bir hayli not aldım o sohbetten, sütunumun darlığı sebebiyle şunu vereyim yeter:

    “Kur’an’da Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, deniyor. Allah’ın ipine sarılırsa, bir insanı düşmekten kurtarır, iki, insanı yükseltir. Kur’an’ın bir tarafı Allah’ın elinde, diğer tarafı İslam ümmetinin elinde...” 

    Bütün bu ziyaretlerde Diyanet İşleri Başkanı Görmez Hoca da değerlendirmeler yaptı. Onun “Ümmetin ocağına ateş düştü” diye başlayan ve büyük ilgi ile dinlenen değerlendirmelerinden de pek çok not aldım. Şunu gözlemledim: Görmez Hoca’nın yaşanan olaylarda ortaya koyduğu tavırlar İran’da dikkatle takip edilmiş, önemsenmiş. Burada da özellikle İslam dünyasının, ilim ve hikmet noktasında geçirdiği zaafa ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve çok dikkatle dinlendi.

    “Mustafa Camiası”nı ziyarette şunları söyledi:

    - Benim en büyük korkum, İslam ülkelerinden gelen çocukların selefi-şii diye yüklenmeleri ve birbiriyle savaşa tutuşmalarıdır. Elimden gelse sünni ve şii literatüründen “Rafızi” ve “Nasıbi” kelimelerini çıkarırdım.

    Bu ziyaretlerdeki sohbetlerde gerçekten düşünce planında üzerinde durulması gereken pek çok notum var. Gündem el verirse onları da yazarım. Ancak bugün çok hoşunuza gideceğini düşündüğüm bir anekdotu paylaşarak yazımı tamamlayayım.

    Kum’a giderken Görmez Hoca’ya refakat eden Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı değerli fıkıh alimlerimizden olan Ekrem Keleş Hoca, Ayetullah Mer’aşi Necefi diye bir isimden bahsetti. Onun kurduğu bir kütüphanenin de Kum’da bulunduğunu söyledi. “Mer’aşi - Maraşlı” yani benim hemşehrim. Hikayesi müthiş. 30 bin kitap varmış kütüphanede. Her birinin ilk sayfasında “Bu kitap... diye başlayıp, falanca kişinin öldükten sonra kılmadığı namazlarını kılmam karşılığında aldığım ücret ile satın alınmıştır” gibi bir ifade yer alıyormuş. Meğer şiaya göre, birisi öldükten sonra onun yerine bir başkası, para karşılığı namazlarını kılabiliyormuş. Bizde “ıskat-ı salat” diye nitelenen “Aldım - verdim” diye gerçekte alınıp verilmeyen acayip düzenek, Şia’da gerçekten para karşılığı kılınan namaza dönüşmüş. İşte o uygulamayı, benim hemşehrim olan bir zat, kocaman bir kütüphane kurabilmek için değerlendirmiş. Kum programımız kütüphaneyi gezmeye maalesef müsait olamadı.