STAR ANA SAYFA - 29 Mayıs 2016 Pazar
Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com


Yazarımızın tüm yazıları »

PKK’yı niye mi eleştirmiyorlarmış?

  • 16 Ocak 2016 Cumartesi
  • Tam de beklendiği gibi oldu... 2 yaşındaki Ecrin’in, 4 yaşındaki İrem’in öldürülmeleri karşısında kılları dahi kıpırdamadı. 

    Timsah gözyaşları döken (“Yeter bu şiddet, yeter bu ölümler” diyerek ortaya laf yuvarlayan ama PKK tarafına hiç bakmayan) bunak ihtiyarın rol çalma girişimleri yanılmasın... Aynı bunak ihtiyar, silahların bırakılması gündeme geldiğinde, dağ-bayır dolaşıp, “Sakın silah bırakmayın. Ne karşılığında silah bırakacaksınız ki?” diyerek terörist ayartmıştı... Her davranışı, her çıkışı sahtedir.

    Elbette üzülmediler.

    İçinde “Ecrin” ve “İrem” geçen bir tek cümle kurmadılar.

    Herhangi bir bildirinin altına imza atmadılar.

    PKK’yı “bebek katili” ilan etmediler.

    Devletin, terör örgütüne yönelik haklı operasyonu “katliam” olarak değerlendiren utanmaz bildiriciler, Çınar’daki PKK katliamını sabır taşını çatlatacak bir “soğukkanlılıkla” karşıladılar.

    Soru şu:

    Devleti “katil” ilan eden utanmaz güruh, PKK terörünü niçin görmüyor? Niçin hiç oralara bakmıyor?

    Kör oldukları için mi?

    Hain oldukları için mi?

    Gizli bir ajandaya sahip oldukları için mi?

    PKK’lı oldukları için mi?

    Sorunun cevabı bir akademisyenden geldi. Bildiriye imza atıp atmadığını bilmiyorum. Mutlaka imzalamıştır... Murat Belge takımından biri... Son zamanlarda çılgın darbeci düşünceleriylle arzı endam ediyor. Hoca efendisine de sevdiği ve kolladığı bir isim...

    PKK terörüne niçin mi sessiz kalıyorlarmış?

    Şu yüzden: “PKK’nın yaptığı eylemlerin eleştirilmesiyle devletin yaptığı eylemlerin eleştirilmesini aynı düzlemde ele almamak gerekir. PKK terör yöntemlerini kullandığı sürece TCK’nın öngördüğü suçları işleyen kişilerin bulunduğu bir örgüttür. Benim PKK ile bir ilişkim yok, ama devletle var. Ben Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak devletin ona çizilmiş olan yasalar ilkeler temel hak ve özgürlükler sınırlaması içinde davranmasını beklerim.”

    Demek istiyor ki, PKK bir terör örgütüdür, bir hukuka dayanması beklenemez... Dolayısıyla, benim muhatabım bir “hukuk”a göre örgütlenmiş devlettir. Ben, PKK teröründen de devleti sorumlu tutarım.

    Böyle demiyor tabii...

    Böyle dediğinin varsayılmasını bekliyor...

    Daha doğrusu, bir şey “demeye çalışıyor...” Demeye çalıştığı şeyi doğru ifade edemediği için ben yardımcı oldum.

    Söyledikleri arasında en net ifade şu: “PKK’nın yaptığı eylemlerin eleştirilmesiyle devletin yaptığı eylemlerin eleştirilmesini aynı düzlemde ele almamak gerekir.”

    Net ama aynı zamanda muğlak...

    Devletin “eylem” yaptığını düşünüyor.

    Devlet, eylem yapmaz... Hukuk çerçevesinde müdahalede bulunur. Müdahalesinde “hukuk”u zorlayabilir. Böyle bir şey yapmışsa, problemi burada aramak gerekir. Oysa akademisyenimiz, asıl problemi devletin hukuk çerçevesinde yaptığı müdahalede görüyor.

    Devletle terör örgütü aynı düzlemde değerlendirilmez, doğrudur...

    Peki, terör örgütünün bulunduğu “düzlem” nedir?

    Niçin PKK’yı, varsaydığın o düzlemde eleştirmiyorsun?

    O düzleme girmiyorsun bile...

    Hadi bunu yapmıyorsun... Bir “hukuk”a tabi olan HDP’nin terörü meşrulaştıran eylemlerini ve politikalarını nasıl açıklıyorsun? Devletin tabi olduğu hukuk, HDP için de geçerli değil midir?

    HDP, hendekleri barikatları mayınları savunuyor...

    Çocuk öldüren teröristlerin ellerinden öpüyor...

    Bununla da kalmıyor, örgütün silahlarına “aracılık” ediyor.  

    Burada bir problem görmüyor musun?

    Hayır, burada bir problem görmüyorlar.

    Çünkü asıl problem kafalarında... “Erdoğan düşmanlığı” akıllarını başlarından aldığı için, kendilerini hiçbir “hukuk”la, hiçbir insani ve vicdani ölçüyle kayıtlı hissetmiyorlar. Çünkü insan değiller.