STAR ANA SAYFA - 31 Mayıs 2016 Salı
Mehmet Metiner

mmetiner@stargazete.com


Yazarımızın tüm yazıları »

Provokatörler devrede

  • 30 Aralık 2014 Salı
  • Cizre olayları tam bir provokasyondur.

    Ne zaman çözüm sürecinde bir mesafe alınmak istense birileri devreye sokuluyor.

    PKK’nın bir bölgeyi silah zoruyla hakimiyeti altına almak istemesi, dahası ve en fenası kendisinden farklı düşünen Kürtleri imha edilmesi gereken düşman gibi görmesi asla kabul edilemez.

    PKK bölgede kendi silahlı hakimiyeti kurmak için tehdit ve öldürme yoluna gidiyor. İstiyor ki kendinden farklı düşünen Kürtler bölgeyi terk edip gitsinler. Geçmişte devlet bölgeyi boşaltma siyaseti izlerdi. Şimdilerde ise PKK... Geçmişte devlet kendi vatandaşı olan Kürtlerin farklılığını kabul etmezdi. İnkar ve asimilasyon politikası güderdi.

    Şimdilerde PKK “eski Türkiye”nin devlet aklını kullanıyor. O ceberrut devletin paradigmasını tersinden sahipleniyor. Kendinden farklı Kürdü Kürt olarak kabul etmiyor. Onun varlığını inkar ediyor. Onu kendine benzetmeye çalışıyor. Kendi “makbul Kürdü”nü yaratmak için cebir yoluyla asimilasyon siyaseti izliyor. PKK sahiden çözüm sürecinden yanaysa o tıpkısının aynısına dönüştüğü zihniyetten kendisini arındırmalı.

    Tenkit ettiği devlet kadar demokrat olamayan bir örgütün ağzına demokrasi kelimesi doğrusu hiç yakışmıyor.

    Kitleleri her vesileyle sokağa çağıran örgüt anlayışı da çözüm sürecini zehirliyor.

    Kobani’den sonra Roboski... “Roboski katliamı”nı kendi içlerinde de aramalarını salık veririz.

    Çözüm sürecini sabote etmek için pusuda bekleyen kendi içlerindeki unsurları temizlemeyen PKK’nın “Roboski” üzerinden AK Parti düşmanlığı yapması da manidardır.

    “Roboski olayı” çözüm sürecine yöneltilmiş kanlı bir provokasyondu. Bu provokasyonun bir ayağında devlet içindeki unsurlar ne kadar var ise PKK içinde de bu unsurlarla işbirliği içinde olan başka paralel unsurlar var.

    “Roboski” çözüm sürecinin başarısız olması için elinden gelen her şeyi yapmaktan kaçınmayan Suriye vb. ülkelerin ajanlığını yapmakta hiçbir beis görmeyen PKK içindeki kimi unsurların sızdırdığı yanlış istihbaratlar üzerinden gerçekleştirilmiş bir operasyondan ibarettir.

    Burada gizlenmiş bir “üst akıl” operasyonunu görmezlikten gelerek AK Parti düşmanlığı yapan örgütün “Roboski”nin yıldönümü dolayısıyla tekrar sokakları harekete geçirmesi de ayrıca manidardır.

    “Roboski katliamı”nın üstünü kapatan sanki paralel yargı değil de AK Parti’ymiş gibi bir algı oluşturma yolunu bilinçli seçen PKK/HDP canibinin “paralel yapı”yla el altından ilişkilenmiş olması da ayrıca manidardır.

    PKK/HDP canibi ortada bir provokasyon olduğuna inanıyorsa kendi içlerine bakmalıdırlar artık. Ve kendi içlerindeki provokatörlerin süreci zehirlemelerine, en fenası da Kürtlerarası bir çatışmaya sebebiyet vermelerine izin vermemelidirler.

    O yüzden kamu düzenini bozan sokak gösterilerine acilen son verilmelidir.

    Aksi takdirde inandırıcılık ve güven sorunu ortaya çıkar.

    Ayakkabı kutuları mizansen değil mi?

    Ben ayakkabı kutuları bir mizansendir diyorum. Paralelci medya mensupları kalkıyorlar benim o paraları polisler tarafından yerleştirdiğimi yayıyorlar.

    Yalanın bini bir para.. Bir de utanmadan kalkıp hala ayet hadis okuyorlar... Bunların yaptıkları düpedüz tetikçilik...

    Ne gazeteciliği, düpedüz itibar suikastçılarıdırlar bunlar..

    Paralel suç şebekesinin medya ayağını oluşturan bu tetikçilerden medya dünyasının arındırılması olmazsa olmaz bir öneme sahip.

    “Demokrasiye darbe” diyerek paralel medyaya arka çıkanların bir tek amaç birliği var: AK Parti düşmanlığı...

    Bir de kendilerine aydın diyorlar...

    Sırf Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı adına sahip çıktığınız suç şebekesini bakınız da utanınız...

    İnsanın omurgası ve ilkesi olmayınca dün “büyük lider” diye hakkında yazı yazdığı Erdoğan’ı bugün “faşist” diye suçlamakta bir beis görmez...

    Altangillerin, Çandargillerin, Cemalgillerin genlerinde var bu....

    Bunlara bir de Bulaçgiller katıldı...

    Paralel iş dünyasına operasyon mu?

    Ortada paralel bir suç şebekesi var. Bu suç şebekesinin medya ayağı da var, iş dünyası ayağı da.

    Suça bulaştığı tespit edilen medya ayağına da, iş dünyası ayağına da hukuk içinde her türlü operasyon yapılır.

    Yapılmalıdır.

    Emniyet içindeki paralel adamları aracılığıyla kaçak dinlemeler üzerinden tehditle ve şantajla haraç toplayan iş adamı kılıklı paralelcilerden de hesap sorulur.

    Sorulmalıdır.

    Dediğim bundan ibarettir. Yalan yayınlarınızdan tırsan sizin gibi olsun. Ne dostluğunuzda mertsiniz, ne de düşmanlığınızda...

    Hukuk ve ahlak bahsinde ise konuşmaya hiç hakkınız yok...