STAR ANA SAYFA - 28 Mayıs 2016 Cumartesi
Ahmet Taşgetiren

atasgetiren@stargazete.com


Yazarımızın tüm yazıları »

Terörün beynine operasyon

  • 15 Mart 2016 Salı
  • Özyönetim ilanları” bir intihar eylemi idi. En aptal örgüt bile, Türkiye’nin bir ilçesine el koyduğunuzda size, “Peki madem, orası sizin olsun” denmeyeceğini ve boynunuzun vurulacağını bilir.

    2012’de örgüte dağlarda “Vur ve kal” talimatı verildi ve 1200’e yakın militan dağlara gömüldü.

    2013 sonrasında şimdi adı geçen ilçelere yığınak yapıldı, sonra hendek ve barikatlar inşa edildi ve “Devlet buraya giremez” dendi. Şu ana kadar 1200’ü aşkın militan da bu özyönetim furyasında yıkılan ilçelerin enkazı altında kaldı. Örgüt, buradan bir kurtarılmış bölge çıkacağını zannetmişse çıldırmış olmalı.

    1980 öncesinde Fatsa’da böyle bir yapı oluşturulmuştu. Terzi Fikri diye biri ilçeye el koymuştu. Hayret ediyorduk, devlet nasıl müsaade eder böyle bir yapılanmaya diye... 12 Eylül geldi ve “Terzi Fikri işi” bitti. Acaba Terzi Fikri ve onun arkasındaki örgüt mensupları, “Biz ilelebet Fatsa Halk Cumhuriyeti(!)ni yürütürüz” diye mi düşünmüşlerdi?

    Sur’da, Silopi’de, Nusaybin’de yüzlerce hendek ve barikat kazılmış. Örgüt yığınak yapmış. İlçelerde üstlenen binlerce militandan söz ediliyor. Bunların “Bu iş bayağı oluyor” gibi bir özgüven oluşturması mümkün. Hele kimi uluslararası odaklar da Kobani’den başlayarak  “Kürtlerin çağı başlıyor” gibi bir ümit pompalaması yapmışsa ve size “Kürtlerin temsilcisi” payesi vermişse, çılgınca eylemlerin heyecanını oluşturmak işten bile değil. Zaten intihar eylemleri ya beyin afyonlamaları ile ya da böyle gazlamalarla gerçekleşir. 2012’de Gabar ve Cudi dağları buna tanıktır ve şimdi de Sur, Silopi tanıktır, ve peşinden Yüksekova, Şırnak gelecektir. Bakın, uzun süre Ak Parti’de genel başkan yardımcılığı yaptıktan sonra HDP’ye geçen Dengir Mir Mehmet Fırat, Kürtçe Rudaw tv’ye “Şehirlerde özyönetim ilan edilmesinin mantığını anlamıyorum” demiş. Mantık hala çalışıyorsa, bu işleri mantığa sığdıramazsınız. Ama mantık devreden çıkmışsa...  

    Sur, Silopi ve şimdi Yüksekova, özyönetim yoluyla intihar etmenin çok pahalıya, yani yüzlerce militanın kaybına yol açtığını gösterdi örgüte.

    Şimdi Ankara, İstanbul gibi büyük sembol şehirlerin kalabalık ortamlarında bireysel intiharla daha çok canı hedef alan eylemlere başvuruluyor.

    Şüphesiz toplum olarak sarsılıyoruz.

    Şüphesiz Türkiye’nin canı yanıyor.

    Ama örgütün veya örgütlerin bu yolla Türkiye’ye diz çöktürmeleri mümkün değil. Türkiye böyle yenilmez. Aksine bunlar, bugüne kadar terör örgütü ile dirsek temasında bulunan ve siyaset yaptıklarını söyleyen çevreleri çok zor durumda bırakır.

    Nitekim dün bir HDP milletvekili 17 Şubat katliamcısının taziyesine gidebilmiş ve HDP yönetim kadroları da onu savunabilmişti.

    Ama bu son katliamın ardından hemen ilk yarım saatte Selahattin Demirtaş “terörü lanetleyen” bir açıklama yapma gereği duyuyor. Eminim bu sesler çoğalacak. Bakın Avni Özgürel’in Yeni Birlik gazetesindeki haberine göre yılların Kürt politikacısı Esat Canan, bölgenin iki tanınmış ismi ile birlikte Dohuk’a gidiyor ve örgüt liderliğine halkın “PKK silahları bıraksın ve Türkiye’yi terkedeceğini açıklasın” mesajını götürüyor.  

    Nush ile uslanmadı terör örgütü, tekdir ile uslanmadı, köteği hak etti.

    Kötek geldi.

    Kürt halkı canından bezdi örgütün vahşetinden dolayı.

    Türkiye “Yeter artık” dedi. Bu “Yeter artık” sadece terör örgütüne denmedi bana göre, devlete de “Bitirin artık, yeter” dendi.

    Öteden beri halk nezdinde sorulur: Kandil neden bitirilmez, diye? Belki önümüzdeki günlerde terör örgütünün şu sıralar üslendiği Şengal için de böyle bir soru sorulacak: Şengal neden temizlenmez?

    Bir yerde halk, Türkiye’nin güvenlik imkanlarının Kandil’i bile, Şengal’i bile devre dışı bırakmak için yeterli olduğuna inanıyor. Doğrudan başına ödül konan kişilerin hedef alındığı operasyonları bekliyor.

    Baharda biz örgütün eylemlerine karşı savunma çabası sergileyeceğimize, örgüt liderliği saklanacak delik arasın! Bunu yapan ülkelerden neyimiz eksik, diye sorup, noktalayayım yazıyı.